top of page

Salıncağın Üç Ritmi: Fragonard, Reinhardt, Bechet ve Dearie

Yazarın fotoğrafı: MOY
MOY
8 Tem
3 dakikada okunur

Jean-Honoré Fragonard’ın Les Hasards heureux de l’escarpolette adlı tablosuna ilk bakışta insan ister istemez kadının pembe elbisesine yakalanıyor. Bahçenin koyu yeşili içinde neredeyse fazla parlak, fazla hafif duruyor. Ayakkabının havaya fırlayışı da öyle; sanki resmin küçük bir şakası. Fakat bu şaka çok masum değil. Çalıların arasında biri bakıyor, arkada biri salıncağı itiyor ve kadın bütün bu bakışların ortasında yalnızca savrulmuyor, oyunun ritmini de o tutuyor. Belki de bu yüzden tabloya bakarken görüntüden çok bir tempo duymaya başlıyoruz.

Bu ritmin ilk yüzü Django Reinhardt’ın Minor Swing parçasıyla uyumludur. Parça, tablonun dışarıdan görünen neşesine uyum sağlar. Hızlı, kıvrak, çapkın ve hafifçe tehlikelidir. Minor Swing başlayınca salıncağın ipleri sanki biraz daha geriliyor. Melodi ilerledikçe kadının yukarı çıkışı değil, havada kalma arzusu duyuluyor.

Fakat bu neşe bütünüyle masum değildir. Minor Swing’in hareketinde nasıl hafif bir gölge varsa, Fragonard’ın bahçesinde de zarafetin altında saklanan bir suç ortaklığı vardır. Yaşlı adam salıncağı iter. Fakat oyunun bütün anlamını bilmez. Genç adam çalıların arasında bekler; görmek istediği şey tam da bu hareketin içinde açığa çıkacaktır. Kadın ise salıncağın üzerinde yalnızca bakılan bir figür değil, oyunun merkezindeki bilinçli oyuncudur. Onun gülüşü, resmin bütün ahlaki belirsizliğini pembe bir kumaş gibi havaya kaldırır. Melek ise parmağını dudaklarına götürerek sus işareti yapar ve döngüyü tamamlar.


Sonra müzik yavaşça değişir. Sidney Bechet’nin Petite Fleur’ü devreye girdiğinde tablo aynı kalır ama ışık değişir. Bu biraz zorlama gelebilir ama Minor Swing’in unutturduğu karanlık tarafı da görmek gerekir. Az önceki çapkınlık yerini daha içli, daha kırılgan bir duyguya bırakır. Bahçe hâlâ güzeldir. Kadın hâlâ salıncaktadır. Ayakkabı hâlâ havadadır. Fakat şimdi bütün bu hareketin ardında geçici bir anın hüznü hissedilir. Çünkü salıncağın en yüksek noktası, aynı zamanda düşüşün de başladığı yerdir.

Petite Fleur, resimdeki erotik oyuna bir nostalji ekler. Kadının gülüşü artık yalnızca bir baştan çıkarma değil, geçip gidecek bir anın parıltısıdır. Genç adamın bakışı yalnızca arzuyla değil, yakalayamayacağı bir şeye bakmanın hüznüyle de doludur. Salıncak ileri giderken zaman genişler. Geri dönerken her şey biraz eksilir. Fragonard’ın resmi bu müzikle birlikte hafif bir oyun olmaktan çıkar, arzunun faniliğini taşıyan zarif bir sahneye dönüşür.

Bu yüzden Bechet’nin melodisi, tablonun görünmeyen tarafını duyurur. Rokoko’nun pembe ve altın yaldızlı dünyası, kendi geçiciliğini gizler. Oysa Petite Fleur bu gizli geçiciliği açığa çıkarır. Bahçedeki heykeller, ağaçlar ve gölgeler artık yalnızca dekor değildir. Sanki her biri bu küçük oyunun bir gün biteceğini bilir. Kadın havada asılı kalır, ama hiçbir salıncak sonsuza kadar havada kalamaz. Her yükseliş kendi inişini içinde taşır. Aydınlık taraf hâlâ varlığını sürdürür. Ama aynı zamanda salıncak kendini karanlık tarafa doğru bırakacağı ana yakındır.


Son olarak Blossom Dearie’nin Tout Doucement’ı tabloya başka bir zarafet verir. Bu kez sahne ne Reinhardt’ın kıvrak neşesiyle ne de Bechet’nin içli hüznüyle okunur. Daha fısıltılı, daha yumuşak, daha müstehzi bir tona bürünür. Dearie’nin sesi, sanki tablonun içinden değil de kadının dudaklarının kenarından gelir. Her şey usulca olur. Bakış usulca saklanır, arzu usulca belirir, ayakkabı usulca havaya karışır, suçluluk bile usulca gülümser.

Tout Doucement, Fragonard’ın resmindeki Fransız inceliğini öne çıkarır. Burada erotizm doğrudan değildir. Bir jestte, bir kumaş kıvrımında, bir gülüşün yarım kalmışlığında saklanır. Kadın salıncakta yükselirken tablo bağırmaz, fısıldar. Genç adamın bakışı açık bir saldırı gibi değil, gizli bir davet gibi görünür. Yaşlı adamın varlığı ise sahneye ironik bir ritim katar. O hareketi başlatır, fakat hareketin anlamı başkalarının arasında dolaşır.

Üç parça birlikte düşünüldüğünde Fragonard’ın tablosu tek bir duyguya kapanmaz. Minor Swing onun bedenine, Petite Fleur ruhuna, Tout Doucement ise oyunun yüzüne kondurulmuş küçük gülümsemeye yakındır. Resim önce çapkın bir ritimle canlanır, sonra gizli bir hüzünle derinleşir, en sonunda da zarif bir fısıltıya dönüşür. Bu yüzden Les Hasards heureux de l’escarpolette yalnızca bir Rokoko eğlencesi değildir. O, aynı anda üç müziği içinde taşıyan bir sahnedir.

Onda neşe var, evet ama neşenin içinden sızan bir hüzün de var. Bir de bütün bunların üzerini örten o Fransız inceliği: hiçbir şeyi açıkça söylemeyen, ama her şeyi sezdiren bir gülümseme. Salıncak gidip geliyor; biz de onunla birlikte bazen hazza, bazen gölgeye, bazen de yalnızca güzel görünen bir suç ortaklığına bakıyoruz.

Yorumlar


bottom of page