Karanlıktan Taşan İlham

Caravaggio’nun tartışmalı eserlerinden Aziz Matta ve Melek tablosu; hem karanlık ve renklerin, hem de ışık ve gölgenin çarpışmasından doğan güçlü bir ifade.
Bu resmi incelerken üç farklı bestenin bize eşlik ettiğini düşündüğümüzde, değişen şeyin resim değil, müziğin bize kazandırdığı bakış açısı olduğunu anlıyoruz. Lacrimosa’nın gizemi, arka planda kalan karanlıktan bize yaklaşan belirsizliğin habercisidir. Sesin yükselişiyle birlikte karanlık fonun aslında ölümün, sırrın, gizemin ve sonsuz sessizliğin mekanı olduğu fark edilir.
Matta bir ölümlü olarak Tanrı’ya ulaşmak için yazmak ister. Fakat insan, sonlu bir bedenle hangi kesinlikten söz edebilir, hangi gerçekliği yaratabilir? Kaba saba bir beden ile kusursuz tanrı imgesi yaratmanın zorluğu Matta’yı felce uğratır. Ve başka bir ses bizi sahnenin önüne çeker.
Thomas Tallis’in ‘Senden başka hiçbir şeye umut bağlamadım’ anlamına gelen koro eseri, Matta’nın yakarışına cevap niteliğindedir. Karanlıktan süzülüp gelen Melek ve Matta’nın bakışları, sahnenin merkezinde buluşur. Parmağıyla kağıdı işaret eden Melek, “Yaz,” der Matta’ya. “Yaz, çünkü zamanın sınırlı!”
Caravaggio’nun karanlığı dağılmaya başlar. Tallis’in çok sesli eserinden yükselen güçlü ezgiler, sessizliği kırar, karanlık arka fon, ışığın parıltısıyla hakimiyetini yitirir. Dünyevi ile ilahinin buluşmasından doğan güç, bakışların çarpışmasıyla ilhama dönüşür. Sesler artık daha yüksektir. Korodan yayılan her bir ses bu ilahi anı desteklemektedir.
Sahnede yeniden sessizlik hüküm sürer. Melek konuşmaz, Matta da yazmaz. Anlamıştır ki; ilahi olan ele geçirilemez. Bu esnada bize Barber’in Agnus Die’yı eşlik eder. Eserin uzun ezgileri bekleyişi derinleştirir. Önce yükselen, sonra gerilen ve sonra yumuşayan ezgiler bizi yine belirsizliğin ortasına sürükler. Melek, artık bir elçi değil, teslimiyetin simgesidir. Tablo artık bilgiyi arayanın değil, teslim olanın ifadesidir. Matta artık bir eşikte durur. Bu eşik, Tanrı ile karşılaşmasından önceki iç sesidir.


Yorumlar